Yediklerimiz Bize Ne Mesaj Veriyor?

Yediklerimiz bize duygusal ve zihinsel mesajlar veriyor! Mesajları almaya hazır mıyız? Yediğimiz her besin; beden, zihin ve ruh üzerinde manevi ve enerjik bir etkiye sahip. Bu gerçeğin farkında olmak ve bu yönde bilinçli beslenmek ruhsal büyümenin temelini oluşturuyor. 

Bu yazının amacı, vücudumuzun şu anda ihtiyaç duyduğu şeylere sezgisel bir şekilde nasıl yaklaşacağımızı öğrenebilmek ve yiyeceklerin sahip olduğu enerji karşılıklarını anlayabilmektir. Eğer yeni başlayan bir enerji uygulayıcısı iseniz veya hayatınızı daha pozitif, enerjik ve mutlu yaşamayı seçiyorsanız paylaşacağım bilgileri, birçok seviyede hayatınızı olumlu yönde dönüştürebilmek için kullanabilirsiniz.

Aşağıda bahsedeceğim ortak gıdalar, kendimizde sahip olduğumuz sınırlayıcı inançları, onları tüketerek beslediğimiz olumsuz duyguları – durumları ve yaydığımız enerjilerle çevreye verdiğimiz mesajlara ayna tutmaya yardımcı olmayı amaçlıyor. Bir sonraki yazımda çakralarımızı dengelemek için nasıl beslenebileceğimize dair örnekleri paylaşacağım. Ama şimdi besinlerin bize verdiği duygusal ve zihinsel mesajlara bakalım. Aşağıdaki gıda grupları listesini “aşırı, yoğun, genellikle” kriterlerini düşünerek incelemenizi öneriyorum. Örneğin; her zaman tuzlu yiyorsanız, günde en az 1 tane çikolata tüketmediğinizde kendinizi iyi hissetmiyorsanız, beslenme alışkanlığınız yağlı gıdalar üzerineyse, buğday ununu veya yüksek glütenli gıdaları fazlasıyla tüketiyorsanız o gıda gruplarının anlamlarını dikkate alabilirsiniz. Ayrıca; bu süreçte mesela öncelikli patlamış mısır ve cips gibi gevrek gıdaları yediğinizi fark ederseniz, kızgın olduğunuzu tahmin edebilirsiniz. O zaman, neye ve kime kızgın olduğunuzun farkına varabilmek için kendinize biraz zaman ayırmayı seçebilirsiniz. Ya da son zamanlarda unlu mamulleri fazlasıyla tüketiyorsanız, yanlış yerlerde konfor arayışında olduğunuzun bilincine varabilir ve daha sağlıklı ilişkiler kurmayı deneyebilirsiniz. Yemeklere karşı olan yaklaşım ve davranışımızı değiştirebildiğimizde, yemek isteğimiz ve beslenme alışkanlıklarımız da daha sağlıklı olacaktır.

O zaman Yiyeceklerin Zihinsel ve Duygusal Mesajlarına bakalım:

Çıtır ve gevrek gıdalar: Duygusal boyutta bu tarz gıdalar öfkeyi temsil eder. Bir düşünün öfkeliyken, yumuşak, sessiz gıdalar tüketmektense, çiğnedikçe ses çıkartan hatta bazen o gıdayı ısırmak için aşırı çene gücümüzü kullandığımız seçeneklere yöneliriz. Böylece, öfkemizi güvenli bir şekilde yönlendirdiğimizi ve bir çıkış yolu bulma arayışına girdiğimize inandırırız kendimizi. Ayrıca, bu gıdaları tükettiğimizde öfkeli olduğumuz insanlarla veya koşullarla uğraşmıyor oluruz. Bu davranış şekli de duygusal olarak öfkemizi beslememize sebep olur.  Zihinsel olarak verdiği mesaj ise, “Biri bana kızarsa, beni sevmez. O zaman kimseyi kendime kızdırmamalıyım.” Yapabileceğimiz; öfke duygumuzun farkına vardığımız an onu beslemektense sağlıklı olarak ifade edebilmektir. Örneğin, derin nefesler alıp biraz sakinleştikten sonra öfkelendiğimiz konuyu ifade edebilir, hakkında yazabilir veya öfkemizle yüzleşmeyi deneyebiliriz.

Tuzlu gıdalar: Duygusal boyutta tuzlu yiyecekler korkuyu temsil eder. Hayatımızda daha fazla tat istediğimizde fakat risk almaktan korktuğumuz için bu tarz gıdalara yöneliriz. Zihinsel olarak verdiği mesaj ise; “canlı veya hevesli olmak tehlikelidir. Farklı olmam reddedilmeme neden olur. Risk almak güvenli değil.” Hayatımıza tat katma isteği değişim isteğimizden beslenir. Küçük ve kolay hedeflerle hayatımızı değiştirmeye başlayabilir ve böylece hayatımızın canlanmasına renklenmesine izin vermiş oluruz.

Yüksek glütenli veya buğday ürünleri: Duygusal boyutta bu tarz gıdalar Konfor ve Güvenliği sembolize eder. Mesela, kendimizi güvensiz veya bir ortamda rahatsız hissettiğimiz de içsel olarak yumuşak, pofuduk ve çiğnemesi keyifli gıdalara yöneliriz. Kek, püre, rulo pastalar, makarna gibi. Duygusal olarak bu yumuşak gıdalar o an ihtiyacımız olan konfor ve güvenlik duygumuzu ortada hiçbir tehdit unsuru olmadan besler. Zihinsel olarak verdiği mesaj ise; “Bana ihtiyacım olanı kimse vermeyecek. Dünya güvenli değil. Sevgi veya rahatlık için kendimden başka kimseye güvenemiyorum.” Bu davranışımızın yerine, kendimize olan güvenimizi besleyecek çalışmalar yapabilir, sahip olduğumuz değerleri listeleyebilir ve her gün sahip olduklarımızın farkında yaşamayı deneyimleyebiliriz.

Şekerli yiyecekler: Duygusal boyutta şekerli gıdalar Heyecanı temsil eder. Kendimize heyecan vermediğimiz zamanlarda şekerli gıdalara eğilimimiz artar çünkü şeker bizim yerimize aradığımız heyecanı bize verir. Eğer hayatımızdaki insanların bizimle sevinçlerini paylaşmalarına izin vermiyorsak; şeker bu arkadaşlığı üstlenir ve bizim arkadaşımız olur. Zihinsel olarak verdiği mesaj ise; “Eğlenmek iyi değil. Ben eğlenmeyi hak etmiyorum.” Bu zihin kalıbını kırabilmek için, çevremizdekilere bizlerle neşelerini paylaşmalarına izin verebilir, varsa hobilerimize vakit ayırabilir veya yeni ilgi alanları edinebiliriz.

Süt ve süt ürünleri (süt, dondurma veya peynir): Duygusal boyutta, çok şaşırabilirsiniz, Koşulsuz Sevgiyi temsil eder. Hatırlayın hayata geldiğimizde ilk yiyeceğimiz anne sütü oldu. Zengin, şekerli ve yağlı süt ve ürünleri bebeklik dönemimizde aldığımız veya alamadığımız koşulsuz sevgiyi ifade ediyor. Yaşantımızda koşulsuz sevgi ve onun korumasını arzuladığımızda bu tür gıdalara yöneliyoruz. Zihinsel olarak verdiği mesaj ise; “Ben sevimsizim. Hiç kimse beni gerçekte olduğum gibi sevmeyecek. Koşulsuz sevgi gerçek değildir.” Hayatımızda koşulsuz sevgiyi deneyimlemek için kendimizi olduğumuz gibi sevmeli ve kabul edebilmeliyiz.

Çikolata: Duygusal boyutta çikolata cinselliği temsil eder. Yaşantımızda romantizmden uzaklaştıkça ya da romantizmi hissedebilme arzusuyla çikolataya olan arzumuz artar. Böylece duygusal olarak şehveti güvenli olarak hissedebildiğimize inanırız. Fiziksel yakınlaşmadan korktuğumuz için fiziksel sevginin yerini almasına izin veririz. Zihinsel olarak verdiği mesaj ise; “Cinsellik kötüdür. Cinsellik tehlikelidir.” Cinsellikle ilgili inançlarımızın olumlu yönde şekillenebilmesi için, araştırmalar yapabilir veya uzmandan yardım alabiliriz.

Alkol: Duygusal boyutta Alkol, kabulü temsil eder. Gerçekte kim olduğumuzu kabul etmekten kaçıyorsak, geçmişte olduğumuz gibi davrandığımız, kendimiz olduğumuz için cezalandırıldıysak alkol tüketme isteğimiz artar. Ayrıca içinde bulundurduğu şekerle heyecan duygumuzu besler, mısırla başarısızlık duygularımızı perdeler ve tahılla ilişkilerimizde aradığımız sıcak duyguları yaşadığımızı düşündürür. Tüm bu yoksunluklardan dolayı alkol tüketmeyi seçeriz. Zihinsel olarak verdiği mesaj ise; “Gerçekten kim olduğumu gösterirsem insanlar bana zarar verir. Kimse benim gerçek benliğini kabul etmeyecek.” Yapabileceğimiz, kendimize değer vermek, kendimiz olmaktan gurur duymak ve kendimizi bizi biz olduğumuz için kabul eden seven insanlarla çevrelemektir.

Yağlı gıdalar: Duygusal boyutta Utancı temsil eder. Utancımızı gizleme isteği duyduğumuzda ve başka insanlardan saklanmak istediğimizde yağlı yiyeceklere yöneliriz. Zihinsel olarak verdiği mesaj ise; “Ben kötü biriyim. Ben iyi bir şey hak etmiyorum.” Daha sağlıklı bir duygu haline geçiş yapabilmek için, aldığımız kararların sorumluluğunu üstlenmeli ve kendimiz olmaktan gurur duymayı seçmeliyiz.

 

 

  • Gıda Grupları oluşturmada, Cyndi DALE – Conscious Lifestyle yazısı kaynak alınmıştır.

 

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s